Asliye Ticaret Mahkemesinde İhale Karar Pulu Damga Vergisi İadesi davası kazanılabilir mi? İstisnai kurumlar hariç, kamu kurumları belli hadlerin üzerindeki mal ve hizmet alımlarını kamu ihale mevzuatına uygun bir şekilde gerçekleştirmektedir. İhale süreci genel hatlarıyla şu şekildedir:

Kamu kurumu, Kamu İhale Kurumunun elektronik ihale platformu E-Kap üzerinden mal ya da hizmet alımı ihale ilanını yapar. Şartları uyan istekliler, ihaleye ilişkin tekliflerini elektronik ortamda ya da fiziki olarak sunarlar. Geçerli teklifler arasında en düşük birinci ve ikinci fiyat teklifi üst yazı ile ihale makamına (genellikle kurumun Genel Müdürü ya da Genel Müdür Yardımcısı) olura sunulur. İhale makamı, bu listeyi uygun bulup olur yazarak imzaladığı esnada VERGİYİ DOĞURAN OLAY gerçekleşir.

En düşük teklifi veren isteklinin toplam teklifi üzerinden binde 5,69 oranında ihale karar pulu damga vergisi oluşur. Gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda gerekse 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na göre bu tutar, takip eden ayın 26’sına kadar, sürekli damga vergisi mükellefi olan ihaleyi yapan kamu kurumu tarafından ödenmelidir.

Ancak, uygulama şu şekildedir: İhale makamının ihale kararına olur vermesinden sonra, ihaleyi yapan kamu kurumu ihale sonucunu ihaleye katılan diğer firmalara yazı ile bildirir. İhale sonucuna itiraz için davacı, 10 gün beklemek zorundadır. Eğer bu süre içinde herhangi bir itiraz gelmezse, kamu kurumu, ihaleyi kazanan firmayı sözleşme imzalamaya davet eder. İhaleyi kazanan firma, sözleşmeyi imzaladığı esnada sözleşme damga pulu vergisi (binde 9,48) ve ihale karar pulu damga vergisi (binde 5,68) ödeyerek ödeme dekontlarını kamu kurumuna sunar.

İhale süreci hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, yaşanan hukuki olaylar üzerinden makalemize devam edelim. Uhdesinde ihale kalan firmalar ilerleyen süreçlerde ihale karar pulu damga vergisinin mükellefinin ihale makamlarından olduğu bahsini ileri sürerek, ödemiş oldukları bu vergilerin iadesi için vergi mahkemelerinde davalara başvurmuşlardır.

Vergi mahkemeleri, ihale karar pulu vergisinin mükelleflerinin ihale makamları olduğunu belirterek, firmalar tarafından ödenen karar pulu damga vergilerini iade eden kararlar almışlardır. Gerek 213 sayılı VUK gerekse 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na uygun bu kararlar ile uhdesinde ihale kalan firmaların mağduriyetleri tam giderildi derken, kamu kurumları bu sefer yeni bir mağduriyet yaratmak amacıyla konuyu adli yargıya taşımış ve sözleşmeler hukukuna dayanarak, firmalara iade edilen bu karar pulu damga vergilerinin iadesi için Asliye Ticaret Mahkemelerinde davalar açmışlardır.

Kamu kurumlarının dayandığı nokta, tip sözleşmelerde yer alan şu ifadedir: “Sözleşmenin akdinden ve uygulanması sırasında doğacak ilgili mevzuat gereği ödenecek her türlü vergi, resim, harç ve benzeri giderler ile ulaşım, nakliye ve her türlü sigorta giderleri, sözleşmenin yapılmasına ait varsa noter masrafları ve sair masraflar yükleniciye ait olup, sözleşme bedeline dahildir.”vergi-avukati-ankara

İhale makamları, adli yargıda firmalara bu maddeye istinaden iade edilen karar pulu damga vergilerinin iadesi amacıyla davalar açmaktadır. Ancak, sürecin tam olarak kamu kurumu tarafından bilinmemesi nedeniyle, yine mağduriyetler yaşanacaktır. İhale karar pulu damga vergisinin doğduğu an, ihale makamlarının ihale kararlarını onayladığı andır. Bu aşamada henüz sözleşme kurulmamış firma kamu kurumuna davet edilmemiştir. Firma sözleşme imza aşamasında çağrıldığı zaman, sözleşmenin imzalanması bir nevi milattır. Sözleşmenin akdinden itibaren oluşacak vergi, resim ve harçlardan firma sorumlu tutulmalıdır. Konu ile ilgili derdest olan davalarımız bulunmaktadır. Dava sonuçları yine bu sayfadan PAYLAŞILACAKTIR.

Vergi hukuku oldukça teknik bir alan olduğu için multidisipliner bir yetkinlik gerektirmektedir. Bu konuda hem Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) hem de avukat kimliğimle hukuk büromuz ile birlikte hizmet vermekteyiz. Hali hazırda KİT ler genelinde bu konu ile ilgili sözleşme hükümleri öne sürülerek özellikle Ankara Ticaret Mahkemelerinde çok sayıda dava açılmaktadır. Fakat açılan davalar hukuki temelden yoksun davalardır. Vergi mevzuatı uygulamaları, 213 sayılı VUK ve tebliğleri, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ve ilgili tebliğleri bir bütün olarak ele alınıp çözülmesi gereken bir uyuşmazlık tipi ile karşı karşıyayız.

Son olarak, kamu kurumlarının sözleşmeleri hatalı yorumlamaları nedeniyle yaşanacak mağduriyetler, hem yargının iş yükünü artıracak hem de yargılama giderlerinin kamu zararına yol açmasına neden olacaktır.

SMMM-Avukat

Alpaslan ARSLAN