
Anayasamızın 35.maddesi Mülkiyet Hakkını düzenlemiştir. İlgili madde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Mülkiyet hakkının konusu çok geniştir. Fikri mülkiyet haklarından, taşınır mallar üzerindeki haklara, taşınmaz mallar üzerindeki haklardan, aile bireyleri üzerindeki haklara kadar çok geniş ve sınırları sürekli genişleyen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Mülkiyet hakları kamu yararı amacıyla yine kanunla sınırlanabilir.
Bu sınırlamaların en bilineni KAMULAŞTIRMADIR. Kamulaştırma yaptırım gücünü elinde bulunduran devlet organları tarafından yapılır. 3213 sayılı Maden Kanununun 46.maddesinde “Maden arama dönemi içerisinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için madenci, Genel Müdürlüğe müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Maden Kanununa göre yapılan kamulaştırma ya kamu kurumları için ya da gerçek veya özel hukuk tüzel kişiler için yapılmaktadır. Bu yazımızda özel hukuk tüzel kişileri adına yapılan kamulaştırma işlemlerindeki bir takım riskleri ve maliyet unsurlarını anlatmaya çalışacağım.

Maden sahasındaki cevher damarı komşu arazilere kadar uzanabilir. Damarın devamında da maden üretimi yapmak gerekir. Cevher damarının uzandığı araziyi malikinden satın alma yoluyla devir işlemi gerçekleşmezse, maden üreticisi arazinin kamulaştırılması için idareye başvurur. (Yürürlükte ki mevzuata göre Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü).
MAPEG kamulaştırmada kamu yararı kararı aldıktan sonra ilgili arazinin envanterini çıkarıp maliklere satın alma yoluyla arazinin mülkiyetini devri konusunda tebligat çıkarır. MAPEG kıymet takdir komisyonu ile uzlaşma komisyonları kurarak mülkiyet devri konusunda öncelikle satın alma yolu ile ilgili süreci tamamlamaya çalışır. MAPEG ilk etapta bedel belirtmeden resmi tebligat ile satın alma beyanını maliklere bildirir. Pazarlık aşamasında anlaşılırsa işlem satın alma yoluyla gerçekleşir. Fakat gelen teklifi malikler reddederlerse süreç farklı ilerler. MAPEG adli yargıda açacağı dava ile taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Devamında mahkeme bilirkişiler vasıtasıyla taşınmazın değerini tespit ettirerek taşınmazın tescilini gerçekleştirir. Taşınmazın kamulaştırılması kararı kesindir taşınmaz bedeli ise istinafa tabidir. Adli yargıda süreç ilerlerken maliyet unsurları arasında; taşınmazın bulunduğu yerdeki mahalli gazeteye ilan vermek, en az 3 kişiden ve uzman düzeyinde yetkinlikleri olması zorunlu olan bilirkişi heyetlerinin maliyetleri ön plana çıkmaktadır. Bilirkişilerin raporlarına itiraz halinde yeni bilirkişi heyeti oluşturularak ek maliyetler ortaya çıkar. Risk unsurları arasında ise en önemlisi zaman konusudur.
Kamulaştırılması istenen taşınmaz maliki idari yargıda kamulaştırma işleminin iptali hakkında dava açabilir. Bu dava bekletici mesele olarak adli yargı sürecini durdurur. Sürecin durması maden üreticisi için üretiminin durması anlamına gelir. Maden üreticisi üretim darboğazından dolayı pazarını yitirme, yetkin personelini işten çıkarma, ödemeler dengesinin bozulmasına vb. çeşitli riskler ile karşılaşabilir.
Bu riskler ve maliyet unsurları göz önünde bulundurularak maden üreticisinin maden rezerv termin programını etkin bilimsel metotlarla düzenlemesi gerekmektedir. Maden sektörü rekabet yoğun bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı kısıtlı maden cevherleri hariç, maden sektöründe yerli ve yabancı aktörler sayesinde cevher ürün tedariki müşteriler için çok da zor değildir. Saygılarımla.
Alpaslan ARSLAN
Avukat – SMMM
