
2709 sayılı 1982 Anayasasının ikinci maddesinde cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi bütün gelişmiş batı demokrasilerinin temel özelliklerinden birisini ifade etmektedir.Hukuk devleti bütün kamusal etkinliklerin hukuk çerçevesinde yürütüldüğü ve hukuk kurallarının yönetilenler için olduğu kadar yöneticiler için de bağlayıcı olduğu bir devlet yönetimi demektir.
Belirtmek gerekir ki hukuk devleti “hukuk”u olan devlet değildir. Zira her devletin bir “hukuk”u vardır. Bu bağlamda her devlet bir hukuk devleti (kanun devleti)dir.Kanun Devletinden farklı olarak demokratik hukuk devleti yasaların vatandaşlar tarafından yapıldığı ve vatandaşların hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı bir siyasal yapılanmanın adıdır. Hukuk devleti ve insan hakları kavramları birbirine çok yakın olan kavramlardır.

Doğal hukuk anlayışına dayanan insan hakları; insanın, insan olmak sıfatıyla yapısı gereği vazgeçilmez devredilmez zamanaşımına uğramaz haklara sahip olduğunu belirtmektedir. İnsan hakları kavramı Çağdaş Hukuk Devleti anlayışının temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.
Günümüzde hukuk devleti anlayışının kökleri, uluslararası ilişkiler alanına yayılmakta ve ulusal üstü hukuka bağlılık ile yeni bir döneme girilmeye başlanmıştır noktada Avrupa Konseyi ve Avrupa Topluluğu çerçevesinde oluşan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ön plana çıkmaktadır sözleşme 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanmıştır ve 3 Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye AİHS’ni 18 Mayıs 1954 tarihinde onaylanmıştır 1982 Anayasasının 92 / son maddesi uyarınca; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.” Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır. Hukuk devleti anlayışına “yasaya ve anayasaya uygunluk” ilkesi yanında “ulusalüstü hukuka bağlılık” ilkesinin eklenmesi ve bu bağlamda normlar hiyerarşisinin kurulması temel hak ve özgürlüklerin korunmasında önemli bir adım oluşturmuştur.
Belirtilenler kapsamında bakıldığında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi iç hukuk bakımından ulusalüstü normal olarak kabul edilmelidir. Bu bağlamda ülkemiz hukuku ve sözleşmeye taraf devletler bakımından normlar hiyerarşisinin en üst noktasına AİHS işgal etmektedir.
AİHS; irleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 aralık 1948 tarihinde ilan edilen İnsan Hakları Evrensel beyannamesinde esas almaktadır. Sözleşme belirtilen beyanname metninde, belirtilen insan hakları ve ana hürriyetlerin heryerde ve fiilen tanınmasını ve uygulanmasını sağlamaya matuf bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf devletler kendi yargı etkilerine tabii her yerde sözleşmede tarif edilen hak ve hürriyetleri tanımaktadırlar. AİHS’nin 1. bölümünde belirtilen hak ve hürriyetler şunlardır:
Md. 2 : Yaşama Hakkı
Md. 3: İşkence Yasağı
Md. 4: Kölelik ve Zorla Çalıştırılma Yasağı
Md. 5: Hürriyet ve Güvenlik Hakkı
Md. 6: Adil Yargılanma Hakkı
Md. 7: Cezaların Kanuniliği
Md. 8: Özel Hayatın ve aile hayatının korunması
Md. 9: Düşünme, vicdan ve din özgürlüğü
Md.10: İfade özgürlüğü
Md. 11: Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü
Md. 12: – Evlenme hakkı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve protokollerinde Tanınan hakların taraf devletlerden birisi tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek şahıs, hükümet dışı her teşekkül veya insan topluluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilir. Devletler hukukunda genel olarak kabul edilen prensiplere göre ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kesin karardan itibaren 4 aylık bir süre içinde Avrupa insan hakları mahkemesine başvurulabilir.Saygılarımla.
Avukat-SMMM
Alpaslan ARSLAN
