
3213 sayılı Maden Kanununun Tanımlar başlıklı 3.maddesinde Devlet Hakkı şöyle tanımlanmıştır. “Devlet Hakkı : Maden istihracı ile sağlanacak gelirden Devlet payına düşen ve ödeme yükümlülüğü ruhsat sahibine ait olan kısım.” Bu hükmü sade bir dille, maden çıkarma ile sağlanacak gelirden ruhsat sahibinin idareye vermek zorunda olduğu bir bedel olarak anlatabiliriz. Devlet hakkının tamamı, her yıl haziran ayının son gününe kadar ruhsat sahibi tarafından MAPEG (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) muhasebe birimi hesabına yatırılır.
Devlet hakkı hesaplamaları detaylı olarak Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinde verilmiştir. Devlet hakkı hesaplamalarına esas olarak ruhsat sahibi, her yıl Nisan ayı sonuna kadar bir önceki yıl gerçekleştirdiği işletme faaliyetleri ile ilgili olarak her işletme izni için ayrı ayrı ek formlardaki örnek satış bilgi formunu doldurarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne vermek zorundadır.
Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından yapılan hesaplama sonucu bulunan tutar üzerinden ödenir. Fakat bir kısım madenlerin ocaktan çıkartıldığı gibi ham (Tüvenan) haliyle satışı yapılamadığından ocak başı satış fiyatı oluşmaz. Bu tip madenlerin ocak başı satış fiyatı emsal değer üzerinden hesaplanabilir. Fakat emsal değeri tespit etmekte zordur.
Tüvenan madenin zenginleştirme işlemine tabi tutularak veya bir prosesten geçirilerek satılığa hazır hale geldiği durumlarda ocak başı satış fiyatı ne olacaktır? Ya da tüvenan madenin hammadde olarak kullanılması halinde, her hangi bir emsal satış bedeli olmadığı durumlarda, ocak başı satış fiyatı ne olacaktır? Böyle durumlarda muhasebe kayıtları ve üretim maliyeti hesaplama yöntemi, direk-endirekt giderler dağılımı, 620-Satılan Malın Maliyetinin hesaplandığı stok hareket akışlarının doğruluğu ve mantığı büyük önem taşımaktadır.
Bu gibi durumlarda devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatı, tüvenan maden için katlanılan proses, nakliye, amortisman vb. giderlerin satılığa hazır madenin ocak başı satış fiyatından çıkarılmasından sonra oluşan fiyattır. Bunu basit bir örnek ile açıklamam gerekirse;
X madeni iç ve dış piyasada satılan ve ocak başı satış fiyatı belli olan bir maden olsun. X madeni üretmek için Y tüvenan madeninin kapalı ya da açık ocaktan çıkarıldığını fakat Y Tüvenan madeninin satış imkanının olmadığı ve emsal bir ocak başı fiyatının olmadığını da varsayalım.
X üretim =300.000 Ton
X madeni maliyeti = 520 TL / Ton
X satış fiyatı =1500 TL/Ton
Y üretim =1.200.000 Ton
Y Tüvenan madeninden ne kadar X madeni çıkmaktadır. Y / X yapılarak konsantrasyon oranı bulunur.
Konsantrasyon Oranı = 1.200.000 / 300.000 = 4 kons.oranı
X madeni üretim maliyeti 520 TL
Pazarlama giderleri + Stoklama Giderleri + Amortismanlar toplamı = 300 TL
520+300 = 820 TL Toplam üretim Gideri olarak hesaplanır.
Devamında X madeni satış fiyatından bu üretim gideri çıkarılır
1.500-820 = 680 TL
Bu 680 TL daha önce bulduğumuz konsantrasyon oranına bölünerek ocak başı satış birim fiyatı bulunur.
680 / 4 = 170 TL /Ton olarak Tüvenan madenin ocak başı birim satış fiyatı bulunur.
Bu değer bizim devlet hakkı hesabına esas değerdir.
Devlet hakkına esas ocak başı satış fiyatının doğru olarak bulunması oldukça önemlidir. 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili uygulama yönetmeliğinde çoğu idari para cezaları devlet hakkı üzerinden hesaplanmaktadır. Gerek genel muhasebe kayıt mantığında gerekse maliyet muhasebesi genel mantığında yapılacak hatalar ödenecek devlet hakkının yükselmesine buna bağlı olarak idari para cezalarının hatalı ve yüksek hesaplanmasına yol açabilir. Uzmanlık alanım olan maden işletmeleri maliyet muhasebesi alanında uzun yıllar çalışmam neticesinde çeşitli maden firmalarının yersiz ve oldukça yüksek devlet hakkı ödemelerine şahit oldum. Doğru kayıt ve kayıt yöntemi işletmenin cari dengelerinin korumada oldukça önemlidir. Saygılarla.
Alpaslan ARSLAN
Avukat – SMMM
